Amaçlarımız


 

Madde 3- Vakfın amacı: Tüm mahrumlara ekonomik, sosyal, kültürel, psikolojik ve hukuki yardımları yapıp dayanışmayı sağlamaktır.

Vakfımız tüzüğünde yazılı faaliyet alanları hususunda bugüne kadar muhtelif hizmetler üretmiştir; bunlardan başlıcalarını şöyle özetlememiz mümkündür:

Özellikle bölgemizde bulunan ONKOLOJİ Hastanesine gelen ihtiyaç sahibi hasta ve hasta yakınlarının yemek, yatak ve yol masrafı başta olmak üzere muhtelif ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmıştır. Vakfımıza ONKOLOJİ Hastanesi Baştabibliği vasıtasıyla yönlendirilen tüm hasta ve hasta yakınlarına hiçbir ayırım gözetmeksizin yukarıda ifade edilen hizmetleri sunmuştur. Ayrıca aşevimize gelen hiçbir fakir, hasta ve ihtiyaç sahibi geri gönderilmemiştir.

Daha önce, yani vakfımız kurulmadan evvel ONKOLOJİ Hastanesine gelen hastalar yemek ve barınak noktasında ciddi sıkıntılar içerisindeydi. Ama bugün için fevkalade hijyenik koşullara uygun olarak tanzim edilmiş ve yine ülkemiz insanının ortalama damak zevki de dikkate alınarak her gün en az üç çeşit yemek hazırlanmakta ve bu yemekler ihtiyaç sahiplerine bir “misafir kabülü” içerisinde takdim edilmektedir.

Yemeklerin hazırlanmasında koşulumuz, yapılan yemeği bizler yani yöneticiler kendi evimizde ya da bir başka yerde yiyebileceğimiz lezzet ve hijyenik vasatın teminidir. Bu yüzden de yemeklerin pişirilme aşamasından, yemek sonrası bulaşıkların yıkanması na kadar aşevimiz en az bir ya da iki görevli tarafından denetime tabidir. Bu konuda vakfımızda yemek yiyen bayan ve erkeklere zaman zaman, memnuniyetleri ve şikayetleri sorulur. Onların istek ve arzuları en kısa zamanda pratiğe yansıtılır; çünkü vakıf hizmetimizin öznesi hasta ve hasta yakınlarıdır. Onların memnuniyeti ancak bizleri, ürettiğimiz hizmetle mutlu etmektedir. Keza insanın mutluluğunu, memnuniyetini hedef almayan her hizmeti eksik ve yararsız hizmet olduğu hususu ön kabulümüzdür.

Aşevimiz tabii ki, yalnızca hastaneye gelen hasta yakınlarına hizmet vermemekte; bunun yanı sıra bölgemizdeki fakir ya da işsiz ailelere de “sefertası” usulüyle hizmet vermektedir. Yine vakfımız kurucu ve yöneticilerinin muktesep kültürleri itibariyle fakir ve miskin tarifinde ortak kanaat sahibidirler. Bu cümleden olarak FAKİR; geliri, giderini karşılayamayandır. MİSKİN ise, kendisini besleyebilecek ya da hayatın idamesi için ihtiyaç duyulan hiçbir şeyi karşılama yetisine (akli ve fiziki olarak) sahip olmayan insan demektir.

Bunların da ötesinde “yolda kalmışlar” ifadesinde tarifini bulan ve memleketinde varlıklı olduğu halde, gurbette ihtiyacını karşılayamayan insanlarımız da vakfımızın hizmet verme kapsamına girmektedir. Bu insanlar, kendilerinin beyanı dikkate alınarak vakfımızın aşevinden istifade edebildikleri gibi ‘SILA’ larına kavuşabilmeleri için de yol masrafları vakfımız tarafından karşılanmaktadır.

Özetle, vakfımız hasta ve hasta yakınlarına ve yine fakir, miskin ve yolda kalmışlara yönelik olarak üç boyutlu hizmet üretmekte; yemek, barınak ve yol masrafı olmak üzere.

Barınak konusuna da kısaca değinirsek; bu konudaki hizmetimiz de öncelikle 64 yataklı ve her türlü hijyenik koşullara sahip ZEYTİNDALI DERNEĞİ’nin misafirhanesinden bedelsiz olarak yararlanılmaktadır. Şayet adı geçen misafirhanenin kapasitesi dolu ise civarda bulunan bedelli pansiyonlardan istifade etmekteyiz ve gelen misafirlerimizi buralara yönlendirerek masraflarını vakıf olarak karşılamaktayız.

Sonuç olarak, son yıllarda yapılan bu ve benzeri hizmetler sonucu itibariyle ONKOLOJİ Hastanesi başta olmak üzere bölgemize gelen fakir, miskin, hasta ve hasta yakınlarının ‘yemek ve barınak ihtiyacı içerisindeyim’ mazeretini büyük ölçüde ortadan kaldırdığımızı ifade edebiliriz.

 

EKONOMİK YARDIM

Son yıllara kadar vakfımızda asgari düzeyde de olsa öğrencilere burs verilmekteydi; fakat gelir düzeyimizi dikkate alarak, vakfımızın hizmetlerini aksatabileceği düşünülerek yönetim kararıyla burs konusuna ara verilmiştir. Şayet bu konuda hayır sahibi vatandaşlarımız tarafından şartlı da olsa vakfımız aracılığıyla burs verilmesi önerilirse elbette vakfımız bunu dikkate alacak ve gereğini yerine getirecektir.

Ülkemiz genelinde ve büyük şehirler özelinde gittikçe artan üniversite gençliği ile yüzyüzeyiz. Bu durum elbette sevindiricidir; ancak eskiden üniversite okumak ya da okutmak belirli bir gelir düzeyinin dikkate alınması ile mümkün iken, şimdilerde ‘okusun da, nasıl okursa okusun’ mantığı geçerli olmaya başladı. Şüphesiz bu durum ihtiyaç sahibi öğrencilerimizin sayısını artırdığı gibi, gerek ailesi tarafından ve gerekse toplum tarafından denetlenemeyen bir gençlik faktörünü de ortaya çıkardı. Özellikle kız öğrenciler konusunda, imkan sahibi insanlarımıza ciddi görevler düştüğü kanaatindeyiz. Zira, özellikle büyük şehirlerde kız öğrenciler istismara daha açık ve yakın konumda bulunmaktadır. Bunun için gerçekten okumak arzusunda olduğu halde imkanları buna elvermeyen öğrencilere mutlaka yardımcı olacak vakıflar kurulmalıdır; ya da mevcut vakıflar hizmet alanlarını bu bağlamda gözden geçirmelidirler.

İslami geleneğimizde ve bizlerin toplumsal geleneğimizde fevkalade çeşitli vakıf hizmetleri vardır. Bunlardan bazılarını paylaşırsak; mesela Hz. Peygamber (a.s.) zamanında ilk vakıf işlemi, Hz. Ömer (r.a.) Hayber’de hissesine düşen ‘Kasım’ adlı pek kıymetli bir hurmalığı Hz. Peygamber’in (a.s.) tavsiyesi üzerine vakfetmesidir. Keza bunu Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ali ve diğer sahabenin vakfiyeleri takip etmiştir. Ve yine Emeviler, Abbasiler ve Osmanlı dönemlerinde vakfiyeler fevkalade artış kaydetmiştir.

Vakıf hizmetinde dikkat edilecek en önemli husus ya da vakıfların en faydalısı; en devamlı olanıdır, günün ihtiyacına en çok cevap verebilenidir. Bu cümleden olarak günümüzde gerçekten üç önemli hizmet alanı öne çıkmakta; öğrenciler, hasta ve hasta yakınları, işsizlik nedeniyle evine yiyecek-içecek götüremeyen, kirasını ödeyemeyen dar gelirli ya da hiç geliri olmayan aileler.

Özellikle Osmanlı döneminde, ecdadımızın yapmış olduğu vakıf hizmetlerinin çeşitliliğine baktığımız zaman yukarıdaki tespitlerimizin isabeti de ortaya çıkacaktır. Kanuni Sultan Süleyman başta olmak üzere, ondan önce ve sonra oluşturulan vakıflar arasında hizmet bağlamında; dul kadınlar, düşkünler, kimsesiz fakirlerin ölülerini kaldırma, sahiplerinden korkan köle ve cariyelerin dertlerine deva bulma, kışın kar bastırdığında kuşların ve diğer hayvanların yiyeceklerinin temin edilmesi, süt anneleri bulmak, yetim ve fakir çocukları okutmak ve hatta suya giden çocukların destiyi kırmaları halinde desti paralarının ödenmesi için bile paralar ve mallar vakfedilmiştir.

Yeryüzünde, daha çok İslam coğrafyasında yaygın olan vakıf anlayış ve hizmetinin elbette Kur’an’da önemli bir dayanağının da olduğu muhakkak. Kur’an adeta bu hususu teşvik edercesine; “Allah, rızkta kiminizi diğerlerine üstün tutmuştur. Üstün kılınanlar, ellerinin altında bulunanların rızklarını vermezler; oysa rızkta hepsi eşittir. Allah’ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar?” (Kur’an:16/71)

Özetle, Yüce İslam dini fakir, hasta, ihtiyaç sahibi olanlar ve yolculara hizmet bağlamında vakıf kurumlarını teşvik etmiştir. Anadolu ve Balkanları gezdiğimizde ecdadımızın bu bağlamdaki sayısız hizmet birimlerini görürüz.